İşyerinde yaşanan bir kaza; tedavi, gelir kaybı ve çoğu zaman uzun bir hukuki süreç demektir. Beykoz ve İstanbul Anadolu Yakası’nda inşaat, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışanların en sık sorduğu sorular da bu süreçle ilgilidir: Yaşadığım olay iş kazası sayılır mı, işveren kazayı bildirmezse ne olur, hangi tazminatları isteyebilirim, dava açmak için ne kadar sürem var? Bu yazıda bu soruları ilgili kanun maddeleriyle birlikte sırasıyla ele alıyoruz.
1. İş kazası nedir ve hangi olaylar iş kazası sayılır?
İş kazası mevzuatımızda iki temel kanunda tanımlanmıştır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre iş kazası; “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay”dır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun 13. maddesinin birinci fıkrasına göre ise iş kazası; aşağıdaki hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır:
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
- Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
- Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında.
Uygulamada iş kazası sayılan olaylara örnekler
- İşçinin matkap tezgâhındaki matkap ucunun kırılarak gözüne isabet etmesi
- İşçinin yaklaşık 9-10 metre yükseklikte montaj işi yaparken düşmesi
- İnşaatın ikinci katından düşerek yaralanma
- İnşaatın üçüncü katında malzeme taşırken el arabasının kabloya takılması sonucu merdiven boşluğuna düşme
- Vinç malzemelerini bez halatla kaldırırken halatın kopması ve yükün işçinin ayağına düşmesi
- Kapı montajı sırasında kapının işçinin ayağına düşmesi ve bacağının diz altından kesilmesi
- Dolgu çalışması sırasında vincin kovasında kalan taşların savrulması sonucu yaralanma
- Çatı yapımı sırasında taşıyıcıların kırılması sonucu yüksekten düşme
- İşverene ait iş yapılırken trafik kazası meydana gelmesi
2. İş kazasından sonra yapılması gerekenler ve bildirim usulü
5510 sayılı Kanun’un 76. maddesinin birinci fıkrasına göre: “İşveren, iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan genel sağlık sigortalısına sağlık durumunun gerektirdiği sağlık hizmetlerini derhal sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçla işveren tarafından yapılan ve belgelere dayanan sağlık hizmeti giderleri ve 65 inci madde hükümlerine göre yapılacak masraflar Kurum tarafından karşılanır.”
İşverenin ihmali veya gecikmesi sebebiyle tedavi süresi uzar ya da malullük derecesi artarsa, Kurumca yapılan her türlü sağlık hizmeti gideri işverene ödetilir (5510 sayılı Kanun m. 76/2).
5510 sayılı Kanun’un 13/2-a ve 6331 sayılı Kanun’un 14/2-a hükümleri uyarınca işveren, iş kazasını:
- O yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal,
- SGK’ya ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde, doğrudan ya da taahhütlü posta ile iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi vererek
bildirmekle yükümlüdür.
3. Kazanın SGK’ya bildirilmemesinin sonuçları ve tazminat davasına etkisi
A. Mali yaptırım
5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre: “İş kazasının, 13 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca işverenden tahsil edilir.”
B. Ön sorun ve bekletici mesele
İş kazasının SGK’ya bildirilmemiş olması, zarar gören işçinin veya hak sahiplerinin doğrudan tazminat davası açmasına engel değildir. Bildirimin bulunmadığı ya da tespit edilemediği durumlarda mahkemenin izlemesi gereken usul şöyledir:
- Davacı işçiye olayı SGK’ya ihbar etmesi için süre verilir.
- Kurum olayı iş kazası saymazsa, SGK ve işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açılması için önel (süre) tanınır.
- Açılan tespit davası, tazminat davasında bekletici sorun yapılır; yani tespit davasının sonucu beklenir.
Bu usul Yargıtay içtihatlarında istikrarlı şekilde uygulanmaktadır.
4. İşverenin kusuru ve sorumluluğunun hukuki dayanağı
İşverenin iş kazasından doğan hukuki sorumluluğu; hizmet sözleşmesinden doğan işçiyi gözetme borcuna ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına dayanan kusur sorumluluğudur.
6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince işveren; mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi, risk değerlendirmesi yapılması, tedbirlerin denetlenmesi ve araç-gereç temini gibi her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. İş güvenliği hizmetinin dışarıdaki kişi ve kuruluşlardan alınması, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
5. Maddi tazminat nasıl hesaplanır?
Bedensel zararlar; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak düzenlenmiştir. Ölüm hâlinde ise TBK m. 53 uyarınca cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir.
6. Sürekli iş göremezlik oranı ve tazminata etkisi
5510 sayılı Kanun’un 19. maddesinin birinci fıkrasına göre: “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.”
%10’un altındaki maluliyet oranları
Maluliyet oranı %10’un altında kaldığında SGK tarafından gelir bağlanmaz; ancak işçi, efor kaybı oranında işverenden maddi tazminat talep edebilir.
7. Manevi tazminat
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereğince bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde zarar görene, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ise yakınlarına uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir.
Mahkemeler manevi tazminatı belirlerken olayın ağırlığını, tarafların kusur oranlarını, maluliyet derecesini ve tarafların ekonomik durumlarını gözetir.
8. Zamanaşımı süreleri
6098 sayılı Kanun’un 146. maddesi genel zamanaşımı süresini on yıl olarak düzenlemiştir. Durumun sonradan geliştiği veya bedensel zararın sonradan netleştiği hâllerde zamanaşımı, zararın ve sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak tespit edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yani maluliyet oranı tespit edilmemişse zamanaşımı süresinin dolduğundan söz edilemez.
İş kazası sonucu meydana gelen bedensel zarar (yaralanma, uzuv kaybı, platin takılması vb.) veya ölüm, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturuyorsa (örneğin taksirle yaralama veya taksirle öldürme) ve ceza kanunlarındaki dava zamanaşımı süresi daha uzunsa, hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davasında da bu uzamış (ceza) zamanaşımı süresi uygulanır.
9. Görevli ve yetkili mahkeme
A. Görevli mahkeme
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iş kazasından kaynaklanan tazminat ve tespit davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir. Olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa İş Mahkemesi, haksız fiil genel hükümlerine göre görevsizlik kararı verir.
B. Yetkili mahkeme
7036 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince yetkili mahkemeler şunlardır:
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi,
- İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi,
- İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi,
- Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi.
Sonuç
İş kazasından sonra bildirim sürelerinin takibi, maluliyet oranının doğru tespit ettirilmesi ve delillerin zamanında toplanması; hem SGK’dan alınacak hakları hem de tazminat davasının sonucunu doğrudan etkiler. Beykoz’daki büromuzda iş kazası dosyalarında danışmanlık ve dava takibi yapıyoruz. Sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir, kıdem ve ihbar tazminatı gibi hesaplamalar için hesaplama araçlarımızı kullanabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınız için ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
